MAPFRE GÖNÜLLÜLERİ

MAPFRE Kurumsal İletişim Yöneticisi Pınar Gökgöl Gümüş

MAPFRE Sigorta çalışanlar ve toplum için fark yaratan projeleriyle dikkat çekiyor. Çalışan gönüllülüğü alanındaki çalışmaları hakkında, iç iletişim ve kurumsal sosyal sorumluluktan sorumlu olan Pınar Gökgöl Gümüş’ten bilgi aldık.

 

1- MAPFRE’nin çalışan gönüllülüğü çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

İnsan ve toplum odaklı bir şirket olmayı tüm kurumsal kültürüne entegre eden MAPFRE, gönüllülük de dahil olmak üzere dünya genelindeki tüm sosyal sorumluluk projelerini MAPFRE Vakfı çatısı altında yürütüyor. 2010 yılından bu yana Türkiye’de de faaliyet gösteren çok güçlü bir gönüllülük programımız var, her ay çalışanlarımız, yakınları ve diğer paydaşlarımızın katılımına açık en az bir gönüllü etkinlik gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl Türkiye’de gönüllü projelerimize 250’ye yakın çalışanımız katılırken, binin üzerinde ihtiyaç sahibine destek olduk.

2- MAPFRE uluslararası bir şirket ve global olarak da sosyal sorumlulukta başarılı çalışmalar gerçekleştiriyor. Global stratejilerinizle beraber, çalışan gönüllülüğünde Türkiye özelinde uygulamalarınız oldu mu?

Esasında ana stratejimiz ve odak noktalarımız global olarak belirlenmekle birlikte geri kalan her şeyde lokal olarak ilerliyoruz. Yılın başında tüm yıl boyunca yapacağımız etkinlik planını çalışıyor, sonra her ay en az bir kez düzenlediğimiz gönüllü etkinliklere çalışanlarımızı davet ediyoruz.

Bu etkinliklerin başında Kasım ayında düzenlenen İstanbul Maratonu geliyor, her sene artan katılımcı sayımızla farklı sivil toplum kuruluşları (STK) için koşuyor ve projelerine bağış toplamaya çalışıyoruz. Bu STK’ları çalışanlarımız, düzenlediğimiz anket aracılığıyla kendileri belirliyor ve her bir STK farklı bir farkındalığa çağrı yapıyor. Bu da gönüllülük programımızın etkisini genişletmiş oluyor.

Onun dışında AYDER, KAÇUV, Tohum Otizm Vakfı, WWF, TEV, Darüşşafaka, Gülmek İyileştirir Derneği ya da Ahtapot Gönüllüleri gibi Türkiye’nin çok saygın vakıf ve dernekleri ile onlarca gönüllülük projesi gerçekleştiriyoruz. Bazen dezavantajlı gruplarla bir araya gelip bir atölye gerçekleştiriyor, bazen çevre ya da kıyı temizliği yapıyor, bazen de ihtiyaç sahipleri için malzeme topluyor, ayrıştırıyor ve kullanıma hazır hale getiriyoruz.

Hem bu gönüllülük çalışmalarımız hem de diğer kurumsal sosyal sorumluluk projelerimiz bu yıl Great Place to Work Enstitüsü tarafından Toplumsal Paylaşım Özel ödülüne layık görüldü. Böyle bir alanda ödül almak bizi çok gururlandırıyor.

3- Çalışan gönüllüğünde hangi alanlar öne çıkıyor? Küresel hedeflerden hangilerini destekliyorsunuz?

Çocuklar, dezavantajlı gruplar, eğitim, beslenme, yaşlılar ve çevre en fazla öne çıkan alanlar arasında. Diğer taraftan MAPFRE tüm dünyada küresel kalkınma hedeflerine katkı sunacağını taahhüt eden şirketlerden biri. Çalışma arkadaşlarımıza bu hedefler konusunda farkındalık yaratan iletişimler yapıyoruz. Her sosyal sorumluluk projemizi ya da gönüllü etkinliğimizi bu 17 hedeften en az birine bağlayarak gerçekleştiriyoruz. Bunlar zaten evrensel sorunlar ve biz de toplumsal fayda yaratacağını düşündüğümüz her projeye destek oluyoruz açıkçası. Ama en çok iklim değişikliği, açlık ve yoksulluğa son, nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşitsizliklerin azaltılması hedeflerini destekliyoruz.

4- Gönüllülük çalışmalarına MAPFRE’de çeşitli desteklerde bulunuyor mu?

Gönüllülerin ulaşımı, ikramlar, ihtiyaç duyulan materyaller vb. tüm operasyonel maliyet şirket tarafından karşılanıyor. Gönüllülerimizden sadece aktif katılımcı olmalarını ve etkinlik için zaman ayırmalarını bekliyoruz. Yalnızca bazı projelerde dilerlerse ayni yardımlarla dezavantajlı gruba destek olabiliyor ya da bir okula yardım malzemesi gönderebiliyorlar.

5- Siz hem sosyal sorumluluktan, hem de iç iletişimden sorumlusunuz. Sosyal sorumluluk ve gönüllülük çalışmalarının iletişimiyle ilgili önerilerinizi paylaşır mısınız?

Evet, bir diğer sorumluluğumuz da çalışan bağlılığı ve deneyimi.

Toplumsal fayda odağı olan bir şirkette çalışmak çalışan bağlılığına direkt etki eden, çok kıymetli bir katkı. Bunu bizzat çalışan memnuniyeti anketlerinde yıllardır deneyimliyoruz. 2014 yılından bu yana çok düzenli bir şekilde çalışanlarımızı mutlaka projelerimize dahil eden, en azından haberdar eden, küresel sorunlarla ilgili farkındalık yaratan bir iletişim stratejisi benimsiyoruz. Bu elbette bir anda sonuç vermiyor ama eğer sosyal sorumluluk şirketin DNA’sında varsa ve siz bunu entegre bir iletişim ile düzenli olarak çalışanlara aktarıyorsanız günün sonunda “bu şirkette seni en çok mutlu eden şey ne” sorusunun cevabı “topluma sağladığı katkı” oluyor. Bu müthiş güzel bir etki.

Ayrıca sosyal sorumluluk ve iç iletişim aynı ortak misyona katkı sağlıyor: Çalışan bağlılığı ve memnuniyeti. Bugün yeni yeteneklerin şirketlerden beklentileri arasında toplumsal fayda ilk sıralarda yer alıyor. Yeni nesil çalışanlar için şirketin sağladığı imkânlar kadar topluma olan katkısı da dikkat çekiyor. Bazı şirketler sırf bu farkındalıkla dahi bu tür çalışmalara başladı. Biz ise zaten Vakıf şirketi olmanın gerçekliğiyle kurum kültürümüzün her öğesine işleyen bu yapının avantajını yaşıyoruz. Günün sonunda yaptığımız işin hizmet ettiği şeyden duyduğumuz “gurur” duygusu hepimizi birleştiriyor.

Memnuniyet ve aidiyet hedefi gönüllü projelerimizde de merkezde yer alıyor. Her yıl çalışanlarımızın %30’u en az bir aktivitemize katılıyor. Yaptığımız etkinliklerden sonra çalışanlarımızdan geri bildirim almaya ve gönüllü etkinliklerimizin niteliğini geliştirmeye çalışıyoruz. Böylelikle tekrar eden kampanyalar ya da projeler yerine gerçek ihtiyaca yönelik ve katılan herkese sıradan yaşamın ötesine geçip “dünyaya bir katkı sunma” hazzını yaşatan projeler gerçekleştiriyoruz.

 


 

MAPFRE Kurumsal İletişim Yönticisi Pınar Gökgöl Gümüş’e bu röportaj için teşekkür ederiz.

Yorum yap