DP WORLD GÖNÜLLÜLERİ

DP World Kurumsal İletişim Yöneticisi Asude Şengül.

DP World Kurumsal İletişim Yöneticisi Asude Şengül’den, kurumsal sosyal sorumluluk alanında Stevie Ödüllü ”Çöpüme Sahip Çıkıyorum” projesi  ve çalışan gönüllülüğüne yaklaşımıyla ilgili bilgi aldık.

1- DP World’ün çalışan gönüllülüğü çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

DP World 40 ülkede, 82 limanıyla birlikte IMPACT2030 global ortağı olup, bu doğrultuda aktif olarak projeler geliştiriyor. DP World, IMPACT2030’un global ortağı olarak 17 küresel hedeften cinsiyet eşitliği, eğitim ve okyanusları koruma alanları üzerine çalışıyor. Tüm operasyonlarında bu üç alanda sürdürülebilir projeler geliştirilerek, gönüllüler tarafından projelerin hayata geçirilmesine destek veriyor. Bu kapsamda global olarak DP World, çalışanlarının bu tarz projelere tam destek verebilmesi için çalışanların yıllık hedeflerine yıl boyunca en az 16 saat gönüllü çalışma hedefi ekledi.

DP World Yarımca olarak bu sene BM’nin desteklediği “Okyanus ve denizleri koruma” hedefi doğrultusunda denizleri korumak için Çöpüne Sahip Çık Vakfı, Körfez İlçe Eğitim Müdürlüğü ve Körfez Kaymakamlığı ile birlikte “Çöpüme Sahip Çıkıyorum” projesini geliştirip, 100 çalışan gönüllümüz ile birlikte projeyi uygulamaya aldık. Bu projede okyanus ve denizlerdeki kirliliğe yol açan tek kullanımlık plastiklerin azaltımı ve geri dönüştürülmesi olmak üzere çöp ve geri dönüşüm konularında farkındalık yaratmayı amaçladık.

Proje kapsamında öğretmenler proje konularını ve aktivitelerini derslerde işlerken, DP World Yarımca’nın 100 gönüllü çalışanı da okulları ziyaret ederek çocuklarla “Çöpünü Sıfırla” oyununu oynadılar.Projenin Körfez’deki bu pilot uygulamasında 1.500 öğrenciye doğrudan ulaşılıyor, aileleriyle birlikte 6 bin kişi atıklar konusunda eğitim gördü. Toplam 2.000 saatlik eğitimin 24 okulda tamamlandı. Bununla birlikte DP World Yarımca’nın Çöpüne Sahip Çık Vakfı ile hayata geçirdiği sosyal proje “Çöpüme Sahip Çıkıyorum” Avrupa’da Yılın Şirket Sosyal Sorumluluk Programı dalında Stevie Gümüş Ödülü aldı.

2- Çalışan gönüllüğünde belirli alanlara odaklanmışsınız. Bu alanları nasıl belirlediniz?

Dünya Liderleri önümüzdeki 15 yıl içinde 3 önemli konuyu başarmak için 17 Küresel Amaç üzerinde uzlaştı. Aşırı yoksulluğu sona erdirmek. Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele. İklim değişikliği.

Dünyayı değiştirecek bu amaçlar hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve dünya liderleri arasında işbirliği gerektiriyor. Bu 17 Amaç birbiriyle bağlantılıdır; bir hedefte başarının anahtarı, birbiriyle ortak yönleri olan sorunları hep birlikte ele almaktır. Bu kapsamda DP World global olarak şirketin sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda BM tarafından belirlenen 17 küresel amaçlar belirlemiş olduğu eğitim, cinsiyet eşitliği ve okyanuslar üzerine çalışıyor.

3- IMPACT2030’un global ortaklarındansınız. IMPACT2030’un misyonu çalışan gönüllülüğü ile küresel amaçlara ulaşılmasını desteklemek. Neden gönüllülük çalışmalarınızı küresel amaçlara entegre ediyorsunuz?

Çalışan gönüllülerin gücüyle “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” konusunda farkındalık yaratıyoruz. Çalışanlar, bir markanın en önemli ve etkin elçileri. Çalışanların sahiplendiği projelerin etki alanı genişliyor, başarı katsayısı artıyor. Gönüllülerin belirlenen küresel bir hedef doğrultusunda harekete geçmesi; ortak bir amaç için ortak bir dil kullanmasının yanı sıra global şirketlerde faaliyette bulunulan tüm ülkelerin operasyonlarında uygulanması ve yaygınlaştırılması ve dünya çapında etkisini ölçecek metodojiler ve ölçüm araçlarının geliştirilmesini sağlıyor. Bu kapsamda BM’in bu amaçla kurduğu IMPACT2030 platformu da özel sektörü, kamuyu, akademik dünyayı ve STK’ları bir araya getiriyor.

4- Tecrübeli bir kurumsal iletişim profesyoneli olarak, bize çalışan gönüllülüğünün kurumsal sosyal sorumluluktan farkını anlatır mısınız? Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarında bulunan şirketlere, çalışan gönüllülüğünü de tavsiye eder misiniz?

Kurumsal sosyal sorumluluk; şirketlerin, gönüllü olarak, toplumsal ve çevresel konuları operasyonlarına ve paydaşlarıyla olan iletişim sürecidir. Bu tanım doğrultusunda sosyal sorumluluk sahibi olmak, sadece resmi beklentileri yerine getirmek değil, aynı zamanda gönüllü olarak insan sermayesine, çevreye ve hissedarlarla ilişkilere daha çok yatırım yapmak anlamına gelmektedir. Bu kapsamda toplumsal sorunların çözümü için bireylerin harekete geçmesi çok önemli. Bu hareketi başlatanlar bazen şirketler, bazen de çalışan gönüllüler olabilir. Dolayısıyla KSS ve çalışan gönüllüğü aslında iç içe geçmiş birbirini tamamlayan kavramlardır.

Gönüllülük ise; hem çalışanların hem de yönetimlerin birlikte geliştirebilecekleri, şirketin pek çok farklı iş süreçlerine katkı sunan, hem iç hem de dış paydaşlarda farkındalık yaratan, sosyal ortaklar ile şirketin topluma daha yakın olmasına olanak sağlayan bir sistem. Dolayısıyla gönüllülük konusunu kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarının dışında tutmak mümkün değil çünkü çalışan gönüllülüğü, tüm bu süreçleri destekleyen ve kolaylaştıran, yaratıcılık ve daha fazla enerji sağlayan müthiş bir fırsat.

Şirket ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmalarında işbirliğinin sadece maddi ve bağış boyutu değil, çalışanların gönüllü olarak bir parçası oldukları STK’yı yakından tanıma fırsatlarının sağlanması bu ikili arasındaki ilişkiyi daha sağlam ve uzun süreli yapabiliyor. Aksi halde bu tür çalışmalar sadece kurumsal sosyal sorumluluk projesi boyutunda kalan ve çalışanların yapılan işleri bülten ve haberlerde gördüğü, proje bazlı işler olmaktan öteye gidemiyor. Bir şirketin bir STK işbirliği ile geliştirdiği kurumsal sosyal sorumluluk projesinde mutlaka bir gönüllülük boyutunun olması gerekiyor. Bu yolla şirket çalışanlarının projeyi sahiplendiğine inanıyorum. Bir projenin gerçek, sürdürülebilir ve samimi olması için gönüllüğünün olmazsa olmaz bir unsur olduğunu düşünüyorum.

5- Çalışan gönüllülüğünün faydalarıyla ilgili görüşleriniz?

Gönüllülük, bireylerin hem kişisel gelişimlerine hem de profesyonel yaşamlarındaki liderlik, motivasyon, duyarlılık, değişime açıklık, ekip çalışması, yaratıcılık, organizasyon ve iletişim becerisi, sorumluluk alma gibi yetkinliklerinin artırılmasına da katkı sağlıyor. Bunların yanı sıra iş ve özel hayatları arasında topluma yakın olmalarını ve bir anlamda yaşamla bağlarını koruyabilmelerini de destekliyor. Böylelikle bireylerin iş ve sosyal yaşam dengesini kurmaları kolaylaşırken, buna olanak sağlayan şirketler ve çalışma ortamları sayesinde şirket aidiyetleri de artıyor.

Çalışanların, bilgi, beceri, uzmanlık ve zamanlarını topluma gönüllülük aracılığı ile aktarmaları ve bunu işin uzmanı bir sivil toplum kuruluşu ile yapmaları, verilen gönüllü emeğinin en etkili şekilde değerlendirilmesini sağlıyor. Şirket çalışanları, sivil toplum kuruluşlarına kendi uzmanlık alanlarında da destek verebiliyorlar.


 

DP World Kurumsal İletişim Yöneticisi Asude Şengül’e bu söyleşi için teşekkür ederiz.

Yorum yap