COVID-19 VE DAMGALA(N)MA SORUNU

Onur Başat, MediaMarkt İşveren Markası ve Yetenek Kazanımı Müdürü

COVID-19 Ve Damgala(n)ma Sorunu

İçinden geçtiğimiz bu olağanüstü zamanların herkes için artık olağan hale gelen bir çıktısı oldu; her akşam saat 19.00’da o yeşil görselde açıklanan günlük vaka sayıları ve vefat istatistikleri. Her gün neredeyse 4000+ kişi artan enfekte insan sayısı hepimiz için birer istatistik haline gelmiş olsa da ev içi ve ev dışı sosyal ilişkilerimizi yeniden tanımlamaya başladı.

Salgının yurtdışı kaynaklı olması, liderlerin salgını tanımlarken seçtiği kelimeler (Çin Virüsü), yemek kültürü farklı olan uluslar, en risk altındaki gruplar (65+), sosyal mesafeyi gözetemeyecek meslek grupları (sağlık çalışanları, vs) birbirinden çok farklı kitleleri sadece COVID19 ile değil aynı zamanda damgalanma sorunuyla da baş başa bırakıyor. Damgalanma ile mücadele de en az virüs ile mücadele kadar zor. Her ikisini de yenmek için birden fazla kurumsal ve sosyal paydaşın ortak çalışması gerekiyor. Nasıl virüsü yaymamak için sosyal mesafe kuralı bireysel olarak alınabilecek bir önlemse damgalanarak sosyal izolasyona uğrayan kişiler için de alınabilecek önlemler var.

ABD Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezleri (CDC) tarafından bu konuda University of California ile ortaklaşa yayınladığı bir kontrol listesini Türkçeleştirdim:

  1. Ürünler, hayvanlar, bölgeler ve insanlar damgalanabilir. Hastalık yayılımının coğrafi tanımlamalarından kaçınılması önemlidir (Çin virüsü yerine COVID19 veya İspanyol Gribi yerine 1918 Grip Salgını).
  2. Salgınla ilgili eğitim içeriği ve iletişim materyallerinde belirli bir etnik grubun kullanılmaması. Emin olunamadığı durumda benzer etnik gruba dahil kişilere danışılarak ofansif algılanıp algılanmadığının kontrol edilmesi gerekir.
  3. İnsanlar damgalanma korkusuyla hasta olduklarını dahi gizleyebilirler, bu da yayılımı arttırır. Bu sebeple yetkililer ve iletişim sorumluları damgalamanın olası riskleri konusunda bilgilendirilmesi kritiktir.
  4. Medya mensupları damgalama riski içeren ve tek bir hedef kitleyi konu eden içeriklerde yayın yapmamalıdır. Bu toplumdaki olası düşmanlığı besleyici niteliktedir.
  5. İnsanların gerektiğinde hızla bilgiye ulaşabilecekleri sistemler kurulmalı, böylelikle asparagas olayların ve hayali risklerin önüne geçilmelidir.
  6. Damgalama riskini düzenli olarak gözlemleyen ve ilgili paydaşları uyaran bağımsız kuruluşlar oluşturulmalı veya desteklenmelidir.
  7. Damgalanma önlenemediğinde bundan zarar gören gruplar için hızlı bir şekilde psikososyal desteğe erişim sağlanmalıdır. Diğer yandan yoğun biçimde bilimsel gerçeklerin iletişimi yapılarak bu durumun yaygınlaşması önlenmelidir.
  8. Damgalanan gruplarla salgın sonrası odak grup görüşmeleri yapılmalı ve hangi durumda, ne tür kanallarla etkilendikleri belirlenerek sonraki süreçler için gerekli dersler çıkarılmalıdır.

İnsanların kendilerini koruma davranışı evrimsel bir süreç, bunun sosyal yaşamı olumsuz etkileyecek yansımaları olması kaçınılmaz olsa da hiçbir tehlikenin birlikte çalışmazsak üstesinden gelinemeyeceğinin ve her şey normale döndüğünde yıpranmamış sosyal ilişkilerle daha iyi bir yaşam kurgulamanın bilincinde olmanın bu süreçten tek çıkış biletimiz olduğunu unutmamak gerek.

Onur Başat
MediaMarkt İşveren Markası ve Yetenek Kazanımı Müdürü

Yorum yap