KADINLARIN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ENGEL; ŞÜPHE

Headline Diversity Kurucusu Arzu Pınar Demirel

Kadınların önündeki en önemli engel: Şüphe

”Hamile olduğum için işten çıkarıldığımı söyledim. Görüşme yaptığım kişi şüpheyle yaklaştı. Tavrı ”sanki sırf da bundan dolayı değildir” der gibiydi. Üstelik görüştüğüm pozisyon, normalde kabul etmeyeceğim kadar düşük maaş veren, ancak doğum sonrası çalışmaya başlamak için iyi bir seçenek olabileceğini düşündüğüm bir sivil toplum kuruluşundaydı. Üstelik inanır mısın, kadınlarla ilgili çalışan bir dernekti!”

Benimle bu deneyimini paylaşan kişi,  kurumsal hayata geri döndü ve kısa bir süre içinde, yabancı bir şirketin Kurumsal İletişim departmanının başına geçti. Ancak çocuk sahibi olan bir kadının karşılaştığı engelleri tek tek aşmak zorunda kaldıktan sonra. Hamile kalınca işten çıkarılmak, kadın haklarını savunması beklenenler tarafından bile şüpheyle yaklaşılmak gibi…

Tabiatımızın bir parçası olan anne olmak, hayatımızda hâlâ yerini bulamadı. Çocuk bakımı ve sorumluluğu az sayıdaki istisnalar dışında kadınların üzerinde. Kadınlar anne olunca yıllarca yatırım yaptığı işini bırakmak, kariyerini feda etmek zorunda kalabiliyor. Mevcut işine devam edenler ya da tüm eşitsizliklere rağmen yeni bir iş bulmayı başarabilenler ise, önyargılarla karşı karşıya kalıyor. Örneğin artık bir anne olduğu için işine konsantre olamayacağı yönünde imalarda bulunuluyor. İş seyahatlerine ya da eğitimlere, kendisine sormadan katılamacağından emin olunuyor. Aynı pozisyonda yıllarca çalışmaya devam etmesi demek olanyapışkan zemine şikayet etmeden saplanıp kalabileceğine inanılıyor ve terfi fırsatları sunulmuyor. Araştırmalar, çocuk sahibi olan kadınların eşit işe eşit ücret almadığını da ortaya koyuyor: Anneler ile babalar arasındaki ücret farkı yüzde 12.5. Çocuksuz kadın ve erkekler arasındaki ücret farkı ise yüzde 5.7.

Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili farkındalık oluştukça ve özel sektörün de desteğiyle annelerin iş hayatından kopmasına yol açabilecek engellerle ilgili yapıcı programlar başladı. Ancak bu programlar sadece toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde kalmamalı ve önyargıların dönüşümü ile yöneticilerin günümüzde ihtiyaç duyulan yeni becerileri kazanması da dahil edilmeli. Çünkü yukarıdaki örnekteki iş görüşmesinde yaşanılan deneyimde olduğu gibi; karşındakinin sözüne güvenmeme, bireyi değil kurumu güçlü görme, şüpheyle yaklaşma kendini yenileyememiş, İngilizce tabiriyle ”update” edememiş bir yönetici profilini gözümün önüne getirdi. Üstelik temsil ettiği kurumun değerleriyle çakıştığının bile bilincinde değil. Yaşanılan bu tip olaylar ve ayrımcılık yapmak günümüzün sosyal medya çağında her an ifşa olabilir,  kamuoyunun büyük tepkisini çekebilir ve durum boykota kadar varabilir. Yöneticiler her zamankinden daha dikkatli olmalı, ayrımcılığa yol açabilecek ifade ve tutumlardan kaçınmalılar. Sadece kriz riskinden dolayı değil; her insanın eşit muameleye ve saygı görmeye hakkı olduğu için. Ve unutmayın bir gün sizin, hayatının zor bir döneminden geçerken kendisini yalnız ve değersiz hissettirdiğiniz, sözüne güvenmediğiniz, şüphe ettiğiniz, cinsiyeti ya da başka nedenlerden dolayı önyargılarla yaklaştığınız bir kişi, yarın sizi seçen konumunda da karşınıza çıkabilir.

Arzu Pınar Demirel
Headline Diversity Kurucusu
arzudemirel@headline.ist

Yorum yap