DÜNYAYI KİM DEĞİŞTİRECEK?

Headline Diversity Kurucusu Arzu Pınar Demirel

Dünyayı kim değiştirecek?

Geçen haftalarda, cinsiyet eşitliğinde aktif  ve değerli çalışmalar yürüten sivil toplum temsilcileriyle birlikte bir çalışmaya katıldım. Konu dönüp dolaşıp, Devletin bir şeyler yapması ve çözüm bulması gerektiğine geldi. Hemen öncesinde, bu sefer özel sektörle bir araya geldiğimiz bir buluşmada da aynısı dile getirilmişti. Aslında her birimizin çözümün bir parçası olabileceğimizin, bir şeyler yapabileceğimizin sanırım çoğumuz farkındayız. Ancak sorunlar büyüyüp, çözülemeyecek gibi algılandığında,  diğerlerini işaret etmek akla ilk gelen ve en kolay seçenek olabiliyor.

İklim için okul grevleri, ırkçılığa karşı Black Lives  Matter, kadın cinayetlerine karşı ChallengeAccepted gibi kampanyalar dünyada  aktivizm rüzgarlarının esmeye başladığını, insanların sorumluluk üstlenmekten kaçınmadığını gösteriyor. Çeşitli araştırmalar da hem kişisel sorumluluğun artığını, hem de insanların CEO’lar, şirketler ve markalardan çözümün parçası olmasını beklediğine ışık tutuyor.

Edelman Güven Barometresi 2020

28 ülkede, 34.000’in üzerinde kişiyle gerçekleştirilen Edelman Güven Barometresi 2020 sonucuna göre katılımcıların  %80’i çözümü bilim insanlarından, %69’u kendi çevresinden, %51’i CEO’lardan bekliyor. İş dünyasının bir katalizör rolü üstlenebileceği düşünülüyor ve yetkin bulunuyor.

Çalışanların %92’si şirket CEO’larının teknolojinin etik kullanımı, gelir eşitsizliği, çeşitlilik, iklim değişikliği vb. konularda konuşmasını önemli buluyor.

Tüketicilerin %82’si sorumlu ve aktif şirketlerin ürünlerine daha fazla ödemeye hazır. Markaların kendilerini temsil etmesini ve sorunları çözmesini bekliyor. ”Cüzdanım benim seçimimdir” diyor.

Bilgi: edelman.com/trustbarometer

Deloitte Milanyal Kuşağı Araştırması 2020

Milanyal ve Z kuşaklarından 18.000’in üzerinden katılımcıyla tamamlanan araştırma, Koronavirüs salgınının sonrasını da içeriyor. Salgın öncesindeki araştırmada, 1980 sonrası doğumluların toplumsal sorunlara duyarlılığı ortaya çıkmıştı. Son araştırma sonuçlarına göre, Korona sonrasında daha da fazla sosyal sorumluluk hissediyorlar. Daha karamsar değiller, aksine dayanıklılıklar. Şimdi Yeni Normal yaratmanın değil, daha iyi bir normal yaratmanın zamanı olduğunu düşünüyorlar.

İş dünyası ve hükümetin insana önem vermesi ve toplumsal konular ile çevresel sürdürülebilirliğe öncelik vermesi gerektiğini düşünüyorlar.

Şirketleri çeşitlilik, sürdürülebilirlik ve çalışanların yeni beceriler kazanması açısından ihtiyaçlarını karşıladığında, işe bağlılıkları artıyor.

Şirketlerinden sosyal fayda sağlayacak çalışmaların daha fazla parçası olmalarına olanak tanıyan çalışmalar bekliyorlar.

Bilgi: https://www2.deloitte.com/global/en/pages/about-deloitte/articles/millennialsurvey.html

Benevity Olağandışı Zamanlarda Amaçla Yönetmek

Benevity’nin araştırması, iş dünyasınına Koronavirüs salgınına aktivizm ve gönüllülük açısından hızlı adapte olduğunu gösteriyor. 500’ün üzerinde şirket, 450.000 çalışanıyla, 8 hafta içinde, 640 milyon doların üzerinde bağış, 786.000 gönüllülük saati adadı ve dünyada 79.000 global programı destekledi.

İçinden geçtiğimiz zor zamanlar, en büyük 175 şirketin %83’ünün sosyal sorumululuk bütçesinde bir azalmaya yol açmadı. Gönüllülük azalırken, online gönüllülük yükseldi. Alanlar da dönemin ihtiyaçlarına göre değişiklik göstermeye başladı. İnsanlara hizmet, gıda güvenliği, afet hazırlığı öne çıkmaya başladı.

Uzaktan çalışmanın yaygınlaştığı bu dönemde, çalışanların %63’ü işverenlerinden günlük olarak iletişim kurmasını bekledi. Şirketlerin hem içeride çalışanlarına, hem de dışarıda topluluklarına bağlılığına ve kendileri için önemli olan konularala ilgili iletişimine ihtiyaç arttı.

Çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) konularıyla birlikte, amaç bir süredir Yönetim Kuruları’ndan konuşuluyordu. Artık amaç iş stratejisinin vazgeçilmez bir parçası olmaya başladı.

Bilgi: https://benevity.com/resources/lead-with-purpose-covid-relief-report

Olağandışı zamanların en büyük faydası, insanı konfor alanı içindeyken yapamayacağı atılımları yapmak zorunda bırakması. Harekete geçmemek gibi bir seçenek kalmadığında, insan atıl durumda tuttuğu yeteneklerini açığa çıkarabilir, risk almak zorunda kalır, cesaret daha öncesinde bilmediği, yeni alanlara ve çevrelere onu sürükler, yeni deneyimlerle büyür, farkındalığı gelişir ve bir sıçrama yapabilir. İçinden geçtiğimiz bu olağandışı zamanlarda,  insanların kendilerini daha sorumlu hissetmeye başlamaları, çevreleri, şirketler ve liderlerinden bunu beklemeleri, başlayan kurumsak aktivizm umut veren gelişmeler. Bu dönemi hem bireysel, hem de toplumsal anlamda bir sıçrama yaşamak için değerlendirebilir ve yeni normali değil, daha iyi normali yaratabiliriz. Kaydedeceğimiz mesafeyi ise çok basit bir şekilde ölçümleyebiliriz: ”Devlet yapsın” demeyi bıraktığımızda, her birimizin sorumlu liderler olabileceğini ve bu potansiyelimizi keşfetmişiz demektir.

Arzu Pınar Demirel
Headline Diversity Kurucusu
Anlamlı İş Elçisi
arzudemirel@headline.ist

 

Yorum yap