ÇEŞİTLİLİK LENSİNDEN TOKYO2020 OLİMPİYATLARI

Çeşitlilik Lensinden Tokyo2020 Olimpiyatları

 

Arzu Pınar Demirel
Headline Diversity Kurucusu

”Sporun dünyamızı ve geleceğimizi değiştirme gücü vardır” inancından yola çıkılarak geliştirilen vizyondan, Olimpiyat amblemine Çeşitlilik Tokyo2020 Olimpiyatları’nda her yerde karşımıza çıkıyor. Farklı milletlerden, dinlerden, dünyanın dört bir köşesinden gelen sporcularla, Çeşitlilik ve Olimpiyat Ruhu birbiriyle içiçe.  Ancak en önemlisi bu ruhu, yaşatmak ve Çeşitliliği hayata geçirmek. Bu kendi kendisine, zamanla olabilecek bir iş değil. Nitekim bu yıla kadar Olimpiyatlar ırkçılıktan cinsiyetçiliğe pek çok ithamla karşı karşıya kaldı. Ancak Tokyo2020 Olimpiyatları’nda, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık için çaba gösterildiğini ve harekete geçilmeye başlandığını görüyoruz. İşte Çeşitlilik lensinden, doğruları ve yanlışlarıyla bir bakışta  Tokyo2020.

Çeşitlilik Olimpiyat Vizyonunda 

Vizyonunun dayandığı üç temel kavram:

  • Kişisel En İyiyi Elde Etmek: “Kişisel olarak en iyiniz için çabalamak”

  • Çeşitlilik İçinde Birlik: “Birbirini Kabul Etmek”

  • Yarına Bağlanmak: “Gelecek için Mirası Aktarmak”

 

Olimpiyat Ambleminin Mesajı: Çeşitlilik İçinde Birlik

Asao Tokolo tarafından tasarlanan olimpiyat ambleminde geleneksel Japon indigo mavisi kullanılıyor.  Üç çeşit dikdörtgen şeklinden oluşan tasarım, farklı ülkeleri, kültürleri ve düşünce biçimlerini temsil ediyor. “Çeşitlilik içinde Birlik” mesajını içeriyor. Aynı zamanda, Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarının dünyayı birbirine bağlayan bir platform olarak çeşitliliği teşvik etmeye çalıştığı gerçeğini de ifade ediyor.

Olimpiyatların Resmi Sloganı: Duygularla Birleşmek

Tokyo2020 Olimpiyatları’nın resmi sloganı Çeşitlilik ve Kapsayıcılık için evrensel bir çağrıyı yansıtan “United by Emotion – Duygularla Birleşmek”.  Slogan, sporun farklı geçmişlere sahip insanları, farklılıkların ötesine geçen bir şekilde bağlantı kurmak ve kutlamak için bir araya getirme gücünü vurguluyor. ”Farklı olduğumuzu düşünsek de, aslında çok da benzeriz. Şimdi bir araya gelerek, yarın birlikte nasıl yaşayacağımı öğreneceğiz.” deniyor.

Olimpiyat Çalışanlarına Çeşitlilik Eğitimi

Farklı ihtiyaçları olan insanlar, Tokyo2020 Oyunlarına seyirci, sporcu, personel ve paydaş olarak katılıyor. Olimpiyat çalışanlarının herkesi eşit olarak görme  ve yaş, etnik köken, milliyet, cinsiyet, cinsel yönelim, dini inanç , zihinsel veya fiziksel engelleri ne olursa olsun herkesi kabul etmeleri amacıyla  Çeşitlilik ve Kapsayıcılık eğitimleri verildi.  Eğitimlerde paylaşılan bilgiler ”İnsan Kütüphanesi” gibi deneyimsel atölyelerle de pekiştirildi. Tokyo2020 ekibi, yedi konuğun kitap olmaya davet edildiği atölyede, farklılıklar ve azınlık grupların yaşam deneyimleri hakkında konuşma, onları anlama fırsatını buldular.

Olimpiyat Ekibi ve Atletler Komitesi Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Taahhüdünü de imzaladı.

 

Eşit Temsil

Tokyo2020 Olimpiyatları’nda ilk kez kadın ve erkek atletlerde eşit temsile yaklaşıldı. Eşitlik yolunda alınan yolu anlamak için bir örnek olarak; 1900’de Olimpiyatlar’a katılan yaklaşık 1000 sporcunun sadece %2,2’si kadındı. Tokyo2020’ye katılan 206 Ulusal Olimpiyat Komitesinin hepsinde de en az bir kadın ve bir erkek sporcu bulunuyor. Bu, sporda cinsiyet dengesi için bir dönüm noktası oldu.

 

 

Medyada Cinsiyetçiliğe Karşı Kılavuz

Kadın sporcuların aşırı cinselleştirilmiş görüntülerini engelleme ve ortadan kaldırma konusunda Olimpiyat tarihinde şimdiye kadarki en büyük çaba gösterildi.  Olimpiyat Yayın Hizmetleri CEO’su Yiannis Exarchos, “Geçmişte gördüğümüz bazı şeyleri vücudun bölümlerini yakından ve ayrıntılarıyla  görmeyeceksiniz” dedi. Bunun yerine Exarchos, tüm erkek ve kadın sporcuların adil ve cinsel olmayan bir şekilde tamamen aynı şekilde kapsanacağını söyledi. Yayın operatörlerinin dikkat etmesi gereken talimatları içeren bir yönerge hazırlandı. Ayrıca Athlete Ally işbirliğiyle, LGBTQ atletlerle ilgili yapılacak haberlerde ilgili de gazeteciler için bir kılavuz yayınlandı.

Almanya Milli Kadın Jimnastik Takımı ise bacaklarını ayak bileklerine kadar kapatan tek parça giyen yeni bir giysiyle müsabakalara katılarak, sporun cinselleştirilmesine karşı duruş sergiledi.

 

Olimpiyat Komitesi Tarafından Resmi Olarak Tanınan İlk Onur Evi

Olimpiyatlar’a 160 LGBQ atlet katıldı. Bu sayı Rio2016 Olimpiyatları’nda 56 idi. İlk kez bir trans sporcu da Olimpiyatlar’da yarıştı. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, 2015 yılında kurallarını değiştirerek trans bireylerin testosteron seviyesi belirli bir seviyenin altındaysa kadınlar kategorisinde yarışmasına izin vermişti. Yeni Zelandalı halterci Laurel Hubbard (43) olimpiyat oyunlarında yarışan ilk trans sporcu oldu.

Olimpiyatlar ve Paralimpikler’de kapsayıcı bir alan yaratma ve ayrımcılık konusunda farkındalık yaratma projesinin bir parçası olarak LGBTQ insanlar için bir topluluk merkezi açıldı. Olimpiyatlar tarafından resmi olarak tanınan ilk Onur Evi, Olimpiyatlar’dan sonra da devam edecek. Onur Evi Tokyo Direktörü Gon Matsunaka gazetecilere verdiği demeçte, bu merkezin Japon toplumunda LGBTQ insanlar için manzarayı değiştirebilecek bir dönüm noktası olmasının beklendiğini söyledi.

Tokyo2020 Organizasyon Komitesi, Onur Indeksinde Gümüş ve En İyi Uygulama Ödülleri’ni kazandı

 

Dil Çeşitliliği

Olimpiyatlar’ın iki resmi dilinin İngilizce ve Fransa olması eleştirilse de, bu kadar çok sayıda  milleti bir araya getiren bir organizasyonda kullanılan dil sayısı da pratikte artmaya başladı. Koronavirüs salgını gölgesinde, seyircisiz düzenlenen Olimpiyatlar’da, kriz yönetimi bu ihtiyacı öne çıkardı. Ücretsiz ve gizliliğe önem verilen bir zihinsel esenlik destek hattı, günde 24 saat hizmet verirken, bu hat 70’in üzerinde fazla dilde hazırlandı. Ayrıca oyunlarda 11 dilde tercüme hizmetleri sunmak için 100’den fazla tercüman bulunduruldu. #OlimpiyatOyunları emojisi 30 dilde kullanıma sunuldu. 

 

Ruhsal Sağlık

Çeşitlilik ve Kapsayıcılık çalışmalarında gittikçe daha ön planla çıkmaya başlayan Ruhsal Sağlık, Olimpiyatlar’da da gündemdeydi. Tüm zamanların en başarılı Amerikalı jimnastikçisi Simone Biles, ruh sağlığına öncelik vermesi  gerektiğini söyleyerek finallerden çekilmesi dikkat çekti. Açılış töreninde Olimpiyat Meşalesini yakan Naomi Osaka da psikolojik açıdan zor günler geçirdiği gerekçesiyle Wimbleldon’dan çekilmişti. Olimpiyatlar’da da elenen Osaka, içe dönük kişiliği ve çektiği mental zorluklar konusunda sessiz kalmıyor. Baskı, stres, yıpratıcı kimi zaman da ırkçı eleştiriler Simone Biles’da olduğu gibi sporcuları çok zorlayabiliyor. ABD Olimpiyat ekibi başkanı ve ekip arkadaşları, ruh sağlığına öncelik verme kararından dolayı Biles’ı desteklediklerini belirttiler. Bu konunun üstünün kapanmaması ve gizli tutulmaması ve açık açık dile getirilebilmesi bile cesaret istiyor. Tebrikler Simone Biles.

 

Çeşitlilikte Altın Madalyaya Daha Var

Tokyo2020 Olimpiyatları, üst düzey yöneticilerinin yol açtığı skandallarla başladı. Olimpiyatların Açılış Töreni Direktörü Kentaro Kobayashi‘nin 1990’ların sonunda Yahudi soykırımıyla ilgili yaptığı şaka ortaya çıkınca, özür dilemesine rağmen görevinden alındı. Tokyo Olimpiyatları’nın bir önceki Kreatif Direktörü Hiroshi Sasaki, Naomi Watanabe isimli beden algısı aktivisti bir kadının açılış töreninde Olimpiyat stadyumuna “domuz gibi giyinerek” önermesinin ardından tepki çekmişti. Sasaki, özür dileyerek görevini bırakmıştı. Tokyo Olimpiyatları Organizasyon Komitesi’nin eski  başkanı, Yoshiro Morinin kadınların “çok konuştuğuna” yönelik cinsiyetçi sözleri de gündeme gelmiş Mori de tepkilerin ardından istifa etmişti.

Önyargıların dönüşmesi ve kapsayıcılığın benimsenmesi zaman gerektiriyor. Tokyo2020 Olimpiyatları’nda Çeşitlilik ve Kapsayıcılığa önem verildiğini gördük. Bunu 1990’larda yapılan bir şakaya bile müsamaha gösterilmemesinden, eğitimler ve çeşitli çalışmalarla Olimpiyatlar’ın daha kapsayıcı yapılmasına çalışılmasından anlıyoruz. Ancak uygulamalarda, önümüzdeki dönemde gelişmesi gereken alanlar kendilerini göstermeye başladı.

Örneğin pandemi kısıtlamaları nedeniyle emziren annelerin bebeklerini yanlarında Japonya’ya getirmelerine izin verilmedi. Kanadalı basketbol oyuncusu Kim Gaucher durumu, Instagram hesabından ”Şu anda emziren bir anne ya da Olimpiyat sporcusu olmak arasında karar vermek zorunda kalıyorum. İkisine de sahip olamam.” diyerek duyurdu. Organizasyon komitesi sonunda kararını geri aldı, ancak kuralı oluştururken cinsiyet eşitliği açısından bir kör nokta olduğu da görüldü. 

”Ben sağır-kör bir yüzücüyüm. Güvendiğim bir kişisel bakım asistanı olmadan kaotik ve kafa karıştırıcı Paralimpik mekanlarında gezinirken nasıl güvende hissedebilirim?” Becca Meyers

Becca Meyers, ABD Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi’nin (USOPC), yüzücünün annesi olan kişisel bakım asistanının oyunlarda hazır bulunması talebini, COVID-19 tedbirleri açısından reddetmesinin ardından Tokyo Oyunlarından çekildi. Özel durumunun ve ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi ve bir kurallar kitabının arkasına gizlenilmesi Olimpiyat ruhuyla ters düştü.

Sporcularımızın başarıları bizleri ekranlara kitlerken, cinsiyetçi yorumlardan maalesef uzak kalamadık. Ülkemizde de cinsiyetçiliğe geçit verilmeyeceği, toplumu etkileme gücüne sahip pozisyonlardaki insanların Japonya’da olduğu gibi görevlerinden alınacağı günlerin ve değişimin yakın olmasını dilerim.  Nelson Mandela’nın dediği gibi “Sporun dünyayı değiştirme gücü var. İlham verme gücü var. İnsanları başka pek az şeyin yapabildiği şekilde birleştirme gücü var.  Spor, her türlü ayrımcılığın yüzüne güler.”

 

 

 

 

Headline Diversity: Türkiye'deki Tek Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Danışmanlığı

Headline Diversity sadece Çeşitlilik ve Kapsayıcılığa odaklanan Türkiye'deki tek danışmanlık şirketidir. Dünyanın gündemindeki bu konuyla ilgili sizin için yapabileceklerimiz için görüşelim.

İletişim

 

 

Leave a comment