İNSAN KAYNAKLARI 5.0

İNSAN KAYNAKLARI 5.0

İnsan Kaynakları’nın  geleceğinin nasıl şekilleneceği, insana verilecek değerle birebir bağlantılı. Teknoloji, ekonomi, çevresel ve sosyal konulardaki gelişmeler iş dünyasını, beklentilerimizin çok ötesinde bir dönüşüme uğratırken, ”süper akıllı” İnsan Kaynakları’na ihtiyaç duyulacak.

Arzu Pınar Demirel Headline Diversity Kurucusu

İnsan Kaynakları’nın geride bıraktığımız 50 yıl içinde geçirdiği en büyük değişim operasyonel personel yönetiminin ötesine geçerek, stratejik bir duruş kazanması oldu. Kurum kültürü çalışmaları, yetenek yönetimi ve son yıllarda başlayan Çeşitlilik Yönetimi ile İnsan Kaynakları, şirketlerin sürdürülebilirliği ve geleceğin inşaasında etki sahibi olmaya başladı. Geçen yıllarda şüphesiz liderlik anlayışından çalışanların profiline çok şey değişti. Teknolojinin gelişimi, globalleşme, dünyamızın giderek artan çevresel, sosyal ve ekonomik sorunları etkili oldu bu baş döndürücü değişimde. Değişim o kadar hızlıydı ki, geldiğimiz noktada önümüzdeki dönemde insanların işlerini robotların yapıp yapmayacağını konuşur olduk. İnsanı merkeze alan, eşitliği ve adaleti gözeten, sorumlu liderliği geliştiren bir yaklaşım beklerken; ‘insan’ oyunun dışında bırakılma riskiyle karşı karşıya kaldı. Ancak insanı kapsamayan bir dizayn ne kadar sürdürülebilir olabilir? Nitekim insana odaklanmayan Endüstri 4.0’ın verdiği rahatsızlık, Toplum 5.0 ya da ‘süper akıllı toplumun’’ ortaya çıkmasına yol açtı.

Toplum 5.0 dijitalleşme ve yapay zekânın toplumsal yaşamdaki etkilerinin her yönüyle değerlendirildiği, insanların makine ve robotlarla ilişkisinin en verimli bir biçimde sağlandığı, büyüme ve kalkınmayı amaçlayan, insan merkezli bir toplum modelidir. İnsan Kaynakları’nın önümüzdeki 50 yılının nasıl şekilleneceği ise insana verilecek değerle birebir bağlantılı. İnsan merkezde mi olacak, yoksa çarklının bir dişlisi mi olarak görevini yapan, satın alan, herhangi birisi olarak mı görülecek?

İnsan Kaynakları profesyonelleri, pusulanın insan ve toplumu işaret ettiği yönde başlayan değişimde önemli bir rol ve sorumluluk üstlenebilirler. Bu İnsan Kaynakları’nın stratejik konumunu sağlamlaştıracağı gibi, yetkinlik sahibi ve nitelikli insan kaynağıyla ilgili önümüzdeki dönemde artacağı öngörülen rekabette de üstünlük sağlayacaktır. Yetenekleri çekmek, korumak ve geliştirmekte üç konu öne çıkmaktadır:

Çeşitlilik ve Kapsayıcılık

Çalışanlar artık dışarıda başka, iş yerinde başka birisi olmak, sahte bir uyum göstermek, sessiz kalmak istemiyor. Çeşitlilik ve Kapsayıcılığı sağlayan şirketlerde her bir kişi yargılanmadan, dışarıda bırakılmadan, saygısızlıkla karşılaşmadan kendisi olabilir ve potansiyelini gerçekleştirebilir. Birbirinin benzeri kişilerden oluşan ekipler yerine, farklı perspektifleri bir araya getirenler daha başarılı olacaktır.

Yeni İşler, Yeni Beceriler

Dünya Ekonomik Forumunun Geleceğin Meslekleri Raporuna göre günümüzde var olan mesleklerin bir bölümü yerini yeni mesleklere bırakacak. Çalışanlara yeni becerileri kazandırma, ayrıca sürekli gelişim ve inovasyon için gereken hatalardan öğrenilen, fikirlerin çekinmeden paylaşıldığı kapsayıcı kültürü geliştirmekte İnsan Kaynakları’na büyük iş düşecek.

İnsan ve Amaç

Araştırmalar çalışanların, sadece hissedarları için para kazanmak ve kârlarını yükseltmekle ilgilenen şirketler yerine, toplumu geliştirmeyi hedefleyen, amaç odaklı şirketleri tercih ettiğini gösteriyor. İşlerinin önemli ve anlamlı olmasını istiyorlar. Toplumsal ve çevresel konularda sorumluluk üstlenip, sürdürülebilirliği gözetirken, bunu bazı departmanların görevi olarak görmeyerek, çalışanların katılımını sağlamak ve amaç odaklılığı şirket kültürünün bir parçası haline getirmek gerekiyor.

Teknoloji, ekonomi, çevresel ve sosyal konulardaki  gelişmeler iş dünyasını belki de beklentilerimizin çok ötesinde bir dönüşüme uğratacak. Ancak geçmişi, bugünü ve gelişmeleri doğru okursak; gelecekte başarılı şirketleri belirleyecek dinamiklerin başında gelen çalışanları olacak ve ‘süper akıllı’’ İnsan Kaynakları’na ihtiyaç duyulacak.

Arzu Pınar Demirel

Headline Diversity Kurucusu

PERYÖN Dergisi’nin 96. sayısında yayınlanmıştır.

Ocak 2022

Leave a comment