Kadınlar için çalışılacak en iyi ülke olmak hayal mi?

Arzu Pınar Demirel

Eşitliğin önündeki engeller var olmalarına izin verdiğimiz sürece, ilerlemek yerine hiç bir şey yapmamayı seçtiğimiz için mevcudiyetlerini sürdürüyor. Ekonomik, insani ve kültürel gelişimi, nüfusun yarısıyla gerçekleştiremeyiz. Eşitsizliklerin giderilmesi daha iyi işleyen piyasa ekonomileri ve daha kapsayıcı bir toplumu beraberinde getirecektir.

Sürdürülebilir kalkınma endeksine göre Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğinde önemli zorluklar yaşanıyor, ancak bir gelişim görünmüyor. Equal Measure 2030’un hesaplamalarına göre ise, ilerleme durmaya devam ederse, Türkiye iş yerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için hiçbir zaman yeterli yasaya sahip olmayacak. Türkiye’de kadınların üst düzey hükümet pozisyonlarında eşit olarak temsil edildiğini asla göremeyeceğiz. Mevcut eğilimler devam ederse, Türkiye’deki tüm kızlar ortaokulu bitirdiğinde ben 70’lerime, tüm kadınlar geceleri yürürken kendilerini güvende hissettiklerini söylediğinde ise 90’larıma girmiş olacağım.

Bu veriler umut verici olmasa da Türkiye, Birleşmiş Milletler’in Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEPs) imzalayan 382 şirket ile dünyada ikinci sırada bulunuyor. İmzacı sayısının çokluğu eşitliğin özel sektörde desteklenmeye başlandığını gösteriyor. Çalışanları, çalışanların aileleri, tedarikçileri, değer zincirleri ve iletişim gücüyle şirketler büyük bir etki ağına sahip. Türkiye’de eşitlik yolunda köklü bir değişimi başlatabilecek güçteler. Eğer bu amaç için harekete geçer, kurum kültürleri ve iş süreçlerini eşitlik perspektifinden yapılandırır, paydaşlarını eğitir, doğru strateji ve işbirlikleriyle sosyal etkiyi büyütmeye karar verirlerse… Ülkemizde, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili yerimizde saymak yerine ilerlemeyi seçeceksek, iş dünyasından başlayabiliriz.

Kadınlar için çalışılacak en iyi ülkelerle ilgili çeşitli listeler yayınlanıyor. Genellikle İskandinav ülkeleri ilk sıralarda yer alıyor. Sıralamalarda  yüksek öğrenim, iş gücüne katılım, eşit ücret, verilen eğitimler, üst düzeyde temsil, annelik ve babalık hakları, kadınların iş yerlerinde eşit muamele görüp görmedikleri vb. kriterler değerlendiriliyor. Bu kriterler iş dünyasında eşitlik için gelişim alanlarına da işaret ediyor. Kadınların ekonomik açıdan güçlendirilmesi, fırsat eşitliğinin artırılması, cinsiyetlere yönelik önyargıların dönüştürülmesi bugün için zor görülebilir. Ancak bunları gerçekleştirmemiş olmamız, eşitliği gündemimize almadığımız, sorunlara çözüm geliştirmediğimiz ve yerinde saydığımız için oldu. Kadınlar için çalışılacak en iyi ülkeler arasına girmemiz bugün için imkansız bir hayal gibi görünebilir. Toplumsal normlar, kültür, yasal düzenlemeler ve eğitimle vb. ilgili pek çok bariyer sıralanabilir. Ancak bu engeller var olmalarına izin verdiğimiz sürece, ilerlemek yerine hiç bir şey yapmamayı seçtiğimiz için mevcudiyetlerini sürdürebilir. Değişim kolay bir süreç olmasa da artık duramayız ve bir seçim yapmalıyız. Ekonomik, insani ve kültürel gelişimi, nüfusun yarısıyla gerçekleştiremeyiz. COVID-19 salgını sonrasında önümüzde yeni bir dönem başlıyor. Kimsenin tam olarak kestiremediği, mesleklerin nasıl bir dönüşümden geçeceğinin bilinmediği, ancak kesinlikle daha dijital bir dünya. Değişimi fırsata çevirebilecek ve büyük bir ilerleme kaydedebilecek bir noktada duruyoruz. Ancak bu ilerleme eşitlik olmazsa olamaz! Önyargılara karşı eğitimle dikilmeli, kadınları güçlendiren uygulamaları hayata geçirmeli ve onları önümüzdeki yeni dünyaya uyum sağlayacakları yeteneklerle donatmalı, fırsat eşitliği sunmalıyız. Erkekler ve kadınlar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi, daha iyi işleyen piyasa ekonomileri ve daha kapsayıcı bir toplumu beraberinde getirecektir. Şüphesiz ki, eşitlik hepimiz için kazançlı olacaktır!

Arzu Pınar Demirel
PERYÖN’ün Popüler Yönetim Dergisi’nde, Eylül 2021’de yayınlanmıştır.