SANAL DÜNYA DA EŞİTLİKTEN ÇOK UZAK

Dünyanın ilk bilgisayar programcısının bir kadın olduğunu biliyor muydunuz? Oysa bugün genel kanı, teknolojinin ve bilişimin erkek işi olduğu yönünde. Bu sektörlerde çalışan kadın oranı, dünya genelinde erkeklerin çok gerisinde. Sadece belli gruptan kişiler yerine; cinsiyet, köken, fiziksel durum vb. farklılıklara sahip insanlardan oluşan ekipler kurulması, ön yargıların dönüşümü ve farkındalık gelişimine yatırım yapılması gerekiyor. Yapay zekânın daha fazla eşitsizlik yaratmasının önüne geçebiliriz.

Arzu Pınar Demirel Headline Diversity Kurucusu

Dünyanın ilk bilgisayar programcısının bir kadın olduğunu biliyor muydunuz? 1815 yılında, Londra’da doğan Ada Lovelace, matematiğe olan yeteneğiyle, döneminde ‘Sayıların Büyücüsü’’ lakabını aldı. Matematikçi Louis Menabreanın Analitik Makine hakkında Fransızca yayımladığı inceleme yazısını bir İngiliz bilimsel dergisi için çeviren Ada Lovelace, kendi notlarını da bu çeviriye ekleyerek 1843te yayımladı. Çeviriye eklediği notlarda Bernoulli sayılarının Cambridge Üniversitesi’nde matematik profesörlüğü yapan Charles Babbage’ın tasarladığı ve günümüz bilgisayarlarının temelini oluşturan Fark Makinasıyla nasıl hesaplanacağını ayrıntılı olarak verdi. Bu metot, tarihçiler tarafından dünyanın ilk bilgisayar programı olarak kabul edildi. Böylece Ada Lovelace ilk programlamacı” ünvanına sahip oldu. ABD Savunma Bakanlığı için üretilmiş bir bilgisayar dili olan Ada, onun adından gelmektedir. Her yıl Ekim ayının ikinci salı günü, Ada Lovelace Günü olarak kutlanmaktadır.

Günümüz teknolojilerinde pek çok kadının imzası bulunuyor. Bugün bluetooth gibi çeşitli kablosuz iletişim teknolojisinde yer alan frekans atlama tekniğinin mucidi, aynı zamanda sinema sanatçısı olan Hedy Lamar, ilk modern programlama dillerinden biri olan COBOLun geliştiricilerinden biri olan Grace Hopper,  “İnternetin Annesi” olarak tanınan Radia Perlman, NASA roket bilimci Annie Easley gibi. Oysa günümüzde geldiğimiz noktada genel kanı teknolojinin ve bilişimin erkek işi olduğu. Bu sektörlerde çalışan kadın oranı dünya genelinde erkeklerin çok gerisinde. Kadınlar çeşitli önyargılarla karşı karşıya ve bu durum yapay zekaya da sıçramış durumda.

MIT Media Lab araştırmacısı Joy Buolamwini, Netflixte yayında olan “Coded Bias” belgeseli ile, yüz tanıma teknolojisinin koyu renkli insanların ve kadınların yüzlerini doğru şekilde tanımamasında önyargıların etkisini örneklerle ortaya koyuyor. Algoritmaları  tasarlayanların (çoğunlukla beyaz erkekler) kendi grupları dışındaki insanları dışarıda bırakmasından dolayı,  işe alımdan finansal hizmetlere pek çok alanda, insanlar adaletsizlikle karşı karşıya. Irkçı ve kadın düşmanı bir yapay zekâ yarattık. Bir gün, yapay zekânın bizi de eleyebileceğini hiç hesaba katmadan.

Hürriyet Gazetesi’ndeki bir röportajında Cem Yılmaz’a yapay zekâyı sordular. “Akıllı telefona aklı ona bırakıp, tüm hayatımızı ona bırakmak pek doğru bir fikir değil. Makinelerle savaş, yapay zekâ ile mücadele… Yakın zamanda da gündem bu olacak. Şöyle düşünmek gerekiyor; Normal zekâdan ne fayda gördük ki yapayından fayda göreceğiz.’ Çünkü zekilerin acı çektiği bir gerçek. Dolayısıyla yapay zekanın bizimle olumsuz bir mücadeleye gireceğini düşünmüyorum. Ben bir olumsuzluk görmüyorum. Beni bir bilgisayarın döveceğini sanmıyorum. Çünkü joystick bende.”

Önyargılı yapay zekâ için çözüm Cem Yılmaz’ın sözlerinde saklı. Bu konuyla ilgili etik ve hukuki çalışmalar gerçekleştirilse de; sürdürülebilir bir çözüm için joystick’i ellerinde tutanlara odaklanılmalı. Tasarımcılara, yöneticilere, ekiplere… Sadece belli gruptan kişiler yerine; cinsiyet, köken, fiziksel durum vb. farklılıklara sahip insanlardan oluşan ekipler kurulması,  önyargıların dönüşümü ve farkındalık gelişimine yatırım yapılması gerekiyor. Yapay zekânın daha fazla eşitsizlik yaratmasının önüne geçebiliriz. Sonuçta joystick bizde.

Arzu Pınar Demirel

Headline Diversity Kurucusu

PERYÖN Dergisi’nin 95. sayısında yayınlanmıştır.

Ekim 2021